TÜM HABERLERGÜNDEMÖZEL HABEREGE'DEN HABERLERYEREL YÖNETİMLERYAŞAMGAZETE
DİĞER
YAZARLAR
× ANASAYFATÜM HABERLERGÜNDEMÖZEL HABEREGE'DEN HABERLERYEREL YÖNETİMLERYAŞAMGAZETEKADINBİLİM VE TEKNOLOJİSAĞLIKKÜLTÜR SANATEKOLOJİMAGAZİNEĞİTİMDÜNYASPOREKONOMİYAZARLAR
YAZARLAR
İkbal Kaya

Dinlemek


 

“Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin!”

Tartışırken karşınızdakini dinliyor musunuz?

Yoksa o konuşurken ne konuşacağınızı mı planlıyorsunuz?

Genelde böyle oluyor.

Dinlemiyoruz.

Bir an önce söz bize gelsin de biz de bir şeyler söyleyelim peşindeyiz.

Hele bu bir fikir ayrılığı ise haklı olduğumuzu ikna etmek için adeta apartta bekliyoruz. 

İş tamamen kazan-kaybet meydan savaşına dönüyor.

Fikrini kabul ettirtmezsen sanırsın ki büyük bir toprak parçası kaybettin.

Silahlarını bırakıp geri  çekilmeyi de bilmiyorsun.

Bu sefer de karşı tarafa tabiri caizse hırsından bel altı vurmaya çalışıp, konuyla hiç ilgisi olmayan geçmişten biriktirdiğin şeyleri gündeme getirmeye başlıyorsun.

İşte o an… 

Tartışmaya neden başladın, ne konuştun, o ne anlattı hepsi birbirine karışıyor.

Tabi ki en sonunda susuyorsun, çekip gidiyorsun.

Ya da o gidiyor. 

Hiçbir şey çözülmeden, kinini büyüterek bir dahaki sefere daha güçlenmek için kafanda kurup duruyorsun.

Kazanan yok, kaybeden çok.

Halbuki... 

Her tartışmayı kazanmak zorunda değiliz.

Fikrini illaki kabul ettirdiğinde neler hissediyorsun? 

Ya da fikrini kabul ettirmek neden bu kadar önemli?

Kimse kimseyi ikna etme çabası olmadan birbirini dinleyemez mi?

“Ben senin yerinde olsam…”

“Sen benim yerimde değilsin ki!”

Yerimde olmanı da istemiyorum ayrıca...

Sadece dinlesen nasıl olur?

Senin fikrinden, senin deneyiminden önce beni dinlediğini bilmem kendimi iyi hissetmem için yeterli olur.

Bırak ben kazanayım bir kerede.

Senin gibi olamasam da, düşünemesem de, yapamasam da...

Beni  ben olduğumu bilerek izin vermen ikimiz için büyük kazanç olurdu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Ege Saati mobil uygulamasını indirin, dünyayı Ege'den okuyun...